6 Ekim 2015 Salı

Köpeklerde İç ve Dış Parazitler

İtiraf edin bir çoğumuz köpüşlerimizin iç ve dış parazitlerini aksatıyoruz. 
Tam 3 ayda bir olmasa da 3.5-4 ayı bulduğu oluyor değil mi? 
Kont
Ha, günü gelmeden veteriner hekimini ziyaret edende vardır belki ama parmakla sayılır kesin... Açıkcası işin içine girene dek benimde iç ve dış parazit uygulaması için 3 ayı geçirdiğim zamanlar oldu. Şimdilerde aksatmadan hatta daha sık periyotlar ile uyguluyorum.
Aslında biliyorum ki dışarıda yediğimiz salatalardan ya da iyi pişmemiş et yemeklerinden parazit bulaşma ihtimali çok daha yoğun iken; klinikte türlü hayvanlarla karşılaştığımdan tedbir amaçlı, düzenli olarak ben de iç parazit hapı kullanıyorum. 
Köpüşlerimize iç parazitlerin bulaşma şekli ise türlü yollarla olabiliyor.  Daha yavruyken anneden geçebileceği gibi yedikleri  gıda yoluyla ya da kimi zaman çimlerde civarda  denk geldikleri, kokladıkları bir kedi/köpek dışkısı ile parazit grupları bulaşabilir. Gıda yoluyla parazit buluşmasının en bilindik hali köpüşlerimizin çiğ kırmızı et ile beslenmesi ile olabiliyor.Barf diyeti ile beslenen köpüşlerde bu ciddi bir problemdir. Çünkü hiç bir parazit grubu sanıldığı gibi derin dondurucularda ya da soğuk hava depolarında ölmüyor. Aksine ancak 60 ° ve üzeri ısıda kaynatılan etlerde parazitler yok olmaktadır. Bu sebeple barfı savunamayacağımız gibi parazit endişesi taşımamız gayet yerinde olacaktır. 
Emin olun ki düzenli ve doğru denetim yapılmayan üretim tesislerinden edinilen tüm et ve süt ürünlerinde parazitlerden öte türlü ölümcül hastalık bulaşma riski hem daim ensemizdedir. 
Dolayısı ile köpüşlerimizi beslenme şeklinden tutun gezdirdiğimiz alanlardan oyun oynadıkları diğer köpüşler ve evcil hayvanlar ile ilişkilerinde dikkat etmemiz gereken en önemli kısım parazit uygulamaları ve aşılarıdır.
Bu parazit döngüsünde insanları en tedirgin eden noktada evcil hayvanlardan uzaklaşmak gerekmez. Çünkü düzenli parazit uygulaması yapılan petlerde bu döngü durdurulabilir. 
Ancak uygulama düzenli yapılmıyorsa; bu parazit gruplarından birini ya da tümünü bünyesinde barındıran kedi/köpeklerimiz dışkı yolu ile parazitlerden arınırken bir şekilde tüylerine bulaşan tüylerden biri ya da dışkıladıkları alandaki uçuşan toprak, yaprak vb şeylerden herhangi biri ağız yolu ile veya solunum yolu ile alınırsa döngüye dahil olmamız mümkündür.
Bu sebeple köpüş ve kedilerimizin uygulamalarını 3 aydan fazla geciktirmemek asli sorumluluğumuzdur. Bu uygulamalar enjeksiyon ile olabildiği gibi hap yolu ile uygulanması öncelikli tercihtir. Uygulama köpüşlerinizin kilolarına göre yapılmaktadır.
 Genellikle hapın sindirimi 2-6 saat içinde gerçekleşir ve 8-15 saat içinde parazitler dışkı yolu ile atılır. Bazen parazit grubu yoğun ise özellikle yavrularda bu tedavi esnasında mide bağırsak sisteminde tıkanmalara yol açabilir. Bu sebeple hekiminizden ne ile karşılaşacağınıza dair bilgi rica edin ve gerektiğinde hap yutturabilmek için işin püf noktalarını öğreniniz. 

Konu dış parazit gruplarına geldiğinde de tedavi bir kaç yolla kesin olarak yapılabilir. Dış parazitlerde işin sırrı kesinlikle azaltmak değil kökten  çözmektir. Çünkü tecrübelerim ile rahatça söylebilirim ki tek bir kene köpüşünüzün sonu olabilir. 
Bu yüzden; "Bizim köpekte pire olmaz sirke ile siliyoruz, boşver pirelenince ilacını yaparız. " - " Aman benim ki küçük ırk evden çıkmıyor ki zaten, nereden kene yapışacak?" demeyin. Sirke tüm pireyi yok etmeyeceği gibi bizler de eve iç ve dış parazit taşıyabiliriz.
Dış parazitler için; köpüşlere özel ilaçlı tasmalar, yıkama yapılabilecek sıvı ilaçlar, sprey ve dökme formda toz ilaçlar ve yine kedi/köpüşler için çeşitli etken madddeleri içeren ense damlaları üretilmiştir. 
Yaşadığınız ortama ve iklime göre uygulamanız gereken ilaçlar çeşitlenmektedir. Daha önce " Aşılama  " makalemde olduğu gibi hekiminiz önerisi ile hem tasma hem damla kullanmakta fayda vardır. Parazit gruplarının yoğun olduğu yaşam alanlarında civarı ilaçlamakta da fayda vardı. Hatta varsa diğer hayvanları da ilaçmak şarttır. Peki bu ilaçlar parazit gruplarına nasıl etki ediyor? 
En çok merak edilen bu ki şahit olduğum bir çok vak'a da hasta sahipleri keneyi, pireyi gördükleri yere ense damlalarını dökmeyi doğru buluyorlar.
Oysa; "Damlalar döküldükleri andan itibaren 48 saat içinde tüm deri tarafından emiliyor. Kılcal damarlar sayesinde hızla kana karışıyor ve şu reklamlarda gördüğümüz insan bebeklerde bağışıklık sistemi koruyucu toz mamalar gibi petinizin üzerinde gözle görülmeyen koruyucu mavi bir kalkan oluşturuyor." şeklinde düşünebilirsiniz. Bu ilaçlar doğru uygulandığında yani;
* Uygulama sonrası en az 2 gün köpüşümüze (özellikle de o bölgeye) su değmez ve
* Uygulama sonrası köpüşümüz ense bölgeden sevilmez, ilaç oradan uzaklaştırılmaz ise ilaç; yaklaşık (civardaki parazit yoğunluğuna bağlı) 2 aya kadar pireye ve 3 aya kadar keneye karşı koruma sağlar. 
Bu ilaçlar ne yazık ki ilaç firmalarına göre kalite kalite değişmektedir. Bu sebeple hekiminizden bu konuda da fikir alınız. Uygulamayı öğreniniz.
Tasmaların çalışma prensibi ise; boyna takıldığı andan itibaren yine sürtünme etkisi ile ilacın derialtı kılcal damarlardan emilmesi şeklindedir. Kimi tasmalar aynı zamanda bölgesel olarak zoonoz hastalık taşıyan bazı sinek ısırmalarına karşı da koruyucu etken madde taşımaktadır. Lütfen detay için hekiminize danışınız. 


Toz ve sıvı ilaçlar uygulama şekline göre banyo-sprey-püskürtme yöntemleri diğer iki yönteme göre daha sık tekrar gerektirir. Bu da evlat gibi sevdiğimiz patili dostlarımızın daha sık zehir alması demektir. İlaçlar yine kiloya göre uygulanmaktadır. İç ve dış parazitler konusunda hem kendi sağlığınız için  hem petinizin sağlığı için masraftan kaçınmamanızı öneririm. Ilaç firmaları  konusunda hekiminizden samimiyet rica edin. İthal ürünler ne yazık ki bu konuda da daha başarılıdır. İlaçların zehir olduğu bir gerçektir. Tıpkı aşıların virüs ve bakteri olduğu gibi. Ancak doğal yöntemlerle tedavi etme geleneğini doğru bulanlar bir yana tedaviyi tıpta aramak önceliğimizdir. Eskiden doğada döngünün (yoğunluğa bağlı olarak) kimi zaman ölüm ile kimi zamanda köpeklerin kusması ile olduğunu okumuştum.  Yani; çiğ et ile beslenen bir köpüşte hissettiği ağrı-sancı artık her ne ise bunun etkisi ile ot tükettiği ve selülozu sindirememe sonucu kustuğu bu esnada da parazitleri attığı şeklinde bir makale idi.
Köpüşlerimiz ot yediğinde acaba parazit mi var? sorusu aklımızı kurcalasa da bu davranış genetik miras olabilir. Tamamen dikkat çekmek için olabilir ya da yoğun tahıllı mama ile beslendiklerinde sebze vb içerik ihtiyacı için ot yedikleri de mantık çerçevemdedir. 

Bu doğrultuda köpeklerin, kurtların tamamen carnivor olmadığını, avladıkları hayvanın türüne göre işkembesini de tükettiklerini çoğu kez izledim. Dolayısı ile günümüzde belli ölçüde meyve ve sebze tüketmeleri gerektiğinin bilincindeyim.

Riske girilmemesi gereken bir konu olduğu için maximum önem gösterilmeli diye düşünüyorum. Parazitlerin varlığı köpüşümüzü aynı gün öldürmese de süründüren hastalıklar taşımaktadır. Dış parazitlere günlük bakımları (tarama vb) esnasında rastlasakta iç parazitleri görmek zordur. 
Lütfen gereken hassasiyet için hekiminiz ile iletişimde kalın.
Kont ve Likya
Tertemiz sağlıklı nice günler diliyoruz. 

Makalemdeki bir çok görsel yabancı kaynaklardan alıntıdır.